TÜRKLER GELİYOR !..
25 Kasım 2011 Cuma
Sevgili Günlük,
Yıldönümü koşturmacasının üstünden daha bir hafta bile geçmemiştiki Point Otel’den arayıp bu hafta milonga yapamayacağımızı haber verdiler. Daha mutluluk sarhoşluğunu bile üzerimden atmamışken gelen habere bak !.. Derhal hazırlanıp 15 dakika sonra kendimi Point Otel’in satış ofisinde buldum. Bir miktar organizasyon çalışması sonunda aslında biraz geç bile olsa milongayı yapabileceğimiz ortaya çıkınca satıştaki sorumlu arkadaşa yaklaşıp sessizce “Bak, birden bire sana bir telefon gelse ve bir karar aldık, maaşının dörtte birini bu ay alamayacaksın deseler ne yaparsın ? onun için bu tip kararları alırken daha hassas olmak gerekir” dedim. Özetle, milongayı bu hafta hiç yapamayıp bir sürü karışıklığa neden olmak yerine geç başlayarak yapabildiğimiz için çok mutluyum.
Milongaya daha sonra tekrar döneceğim ama önce sana aklımdaki başka bir şeyi açmak istiyorum. Sır tutarsan bir süre sonra süper bir girişim başlatmış olabilirim. Pardon, olabiliriz diyecektim, bazen seninle ortak olduğumuzu unutuyorum. Osmanlı İmparatorluğunun yükselme devirlerinde Avrupa’da çocukları “Türkler geliyor !..” diye korkuturlarmış. Halâ da çok farklı olduğunu sanmıyorum ya, neyse. Kuşatmalara yüzyıllarca ara verdikten sonra, birkaç kez Viyana kapılarından dönen atalarımızın yapamadıklarını, işçi olarak, futbolcu olarak, sanatçı olarak vs vs farklı şekillerde defalarca başarmışız. Şimdi de diyorum ki “Hayda bre Türk tangocuları… Avrupa’yı fethe çıkalım !..”
Fetih işi ciddi iş, kadınlara fetihte yer yok. Zaten fethedilecek şey Avrupalı kadın tangocuların kalpleri. Şimdi işe kadınlarımızı katıp ortalığı karıştırmanın alemi yok. Aslında konunun çok “geyiği” yapılabilir ama biraz daha ciddi açıklayacak olursam yeni projem daha anlaşılır hale gelecek. Daha önceleri bir yazımda sana tangonun aslında kadın ağırlıklı turizm dalı olduğu, Avrupalı kadınların taa Arjantin’e sırf oradaki erkekler çok güzel dans ediyorlar diye gittiklerinden bahsetmiştim. İstanbul’a gelmelerinin de en büyük nedeni aynı. Bizim erkekler kötü dans etse bu kadar dansçı gelirler miydi sanıyorsun ? Diğer turistler gibi gelip, İstanbul’u karış karış gezip arada “bir geceyi de bir milongaya geçirelim bari” diyerek değerlendirirlerdi. Oysa artık ellerinde İstanbul Tango Guide ile gelmeye başladılar.
Şimdi vurucu darbeyi yapıp bir turne organize etmemiz gerekiyor. Örneğin on yağız Türk tangocusunun katılacağı bir Avrupa turnesine ne dersin ? Yağız dediysem eski savaş sözlüklerine gönderme yapmak için. Her yaştan, her boydan ama sadece iyi müzik dinleyip kadınları pistte kendine hayran bırakan on erkekten bahsediyorum. Bu grup daha önce çizilen bir rota üstünde Birer hafta-onar günlük birkaç turla Roma, Paris, Berlin, Amsterdam, Bükreş veya her neresiyse tango yapılan bütün büyük merkezlerde ikişer üçer gün kalıp milongaları şenlendirseler diyorum… Sonra orada pistlerde kendi erkekleriyle mutsuz mutsuz dans etmekten sıkılan Avrupalı kadın dansçıların İstanbul’a akın etmeleri, milongaları ve hocaların grup ve özel derslerini doldurmaları ufak ihtimal mi ? Peki hiç mi erkek gelmeyecek diye düşünebilirsin Günlükcüm. Zaten erkeklerin her zaman %30'luk bir kontenjanı oluyor, yine öyle olmaya devam edecektir.
Şimdilik bu kadar. Detayları yavaş yavaş oluşturmaya başlarım diye düşünüyorum. Bakalım kimler gönüllü olacak bu çalışmada, bunu zaman gösterecek.
Ve yine bu akşama dönelim:
Geçen haftaki yıldönümünün üstüne yine Point’e yakışır bir milonga oldu. Kalabalık, koşturmalı, geç başlamalı ama geç bitmeli, bin türlü yabancılı… Bak Günlükcüm üç tane turist gelince bin türlü demiyorum. Bu hafta ABD, Arjantin, Almanya, Belçika, İsviçre, Fransa, Romanya ve İtalya’dan dansçılar vardı desem yeterli mi bilmem. Tüm yabancılar dans seviyesinin yüksekliğinden mutlu olup otellerine bol bol Tango Guide’la döndüler.
Hazır Guide demişken, dikkatimi çeken bir konuyu da sana yazmak istiyorum. Elbette kimseyi Guide dağıtmaya zorlayamayız, ancak yerli ve yabancı dansçılar arasında şöyle bir fark oluyor: Yabancılar rehberimizi çok beğenip en az 20-30’ar, bir kısmı 100’den bile fazla adette alıp ülkelerine götürürken yurtdışına gidecek Türk dansçıların en çoğu 10 tane alıyor. Elbette istisnalar da olmuyor değil ama genel durum bu. Hele bugün bir arkadaşın davranışına sadece tebessüm edebildim. İyi niyetli bir şekilde “Buenos Aire’e gidiyorum, orada dağıtmamı ister misiniz” dedi. Elbette, nasıl istemem… Hemen rehberlerin olduğu yığını gösterip istediğin kadar al, götür dedim. 6-7 tane rehberi çantasına koyup çıktı. Ondan hemen sonra Paris’ten gelen dansçı 100’lük bir blok kapıp “bu kadar alabilir miyim” dedi. Alsındı elbette. Niyeyse, böyle bir fark var işte.
Haftaya Utku-Nantia’nın gösteri yapacağı milonga, ardından bir sonraki hafta DJ düellosu derken yine yoğun günlere giriyoruz. Şimdi doooğru yatak.
İyi geceler Günlükcüm,
Güralp
|