YILDÖNÜMÜNÜN ARDINDAN - 3
23 Kasım 2011 Çarşamba
Sevgili Günlük,
Bu da yıldönümü milongasının sonunda yazdığım yazının üçüncü bölümü. Bazı ilginç noktalar ve gösteri danslarıyla ilgili görüşlerimi de ileteyim dedim.
Birincisi, gelen herkes kalabalık konusunda olağanüstü anlayışlıydı. Rezervasyon yapmadan gelenlere mecburen en arkalarda yer gösterdiğimde kimse itiraz etmedi. Gerçekten ev sahibi olarak çok şanslıydım. Bu kadar görgülü tüketici grubu başka nerede var diye düşündüm. İkincisi, fotoğraf çekilmesinin yasak olmasına herkes o kadar alışmış ki duyurularda bu hafta serbest dediğim halde kimse fotoğraf çekmedi. Bu durum bana oldukça ilginç geldi. Üçüncüsü ise, kova içinde masaya şarap servisi konusuna kimse ilgi göstermedi. Oysa ben çok daha farklı düşünüyordum. Bakalım gelecek haftalarda bu konuda bir değişiklik olacak mı.
Milonganın prime-time’ına gelince… Uzun bir anons ve kutlama seansından sonra sahneye gösterinin yıldızları Ney Melo – Meriç Eryılmaz çifti çıktı. Çok uygun bir eşleşme olmuş diye başlayarak fikirlerimi aktarayım. Ney’i geçen seferki İstanbul ziyaretinden tanıyoruz. Oldukça sade dans eden –ve bence standart gösteri dansçısı özellikleri taşımayan- partnerine huzur veren bir tarzı var. Milongalarda her kadının dans etmekten büyük bir haz duyacağı cinsten bir tangocu. Meriç’le yaptıkları tipte gösteri danslarını bizim pistlerimizde pek izleme şansımız olmuyor. Buenos Aires’te bir milongaya gittiğinde, örneğin Salon Canning veya El Beso’ya gittiğinde izleyeceğin gösteri (yani Günlük olarak seni hangi milongaya alırlar bilemem de..) aynen Perşembe gecesi Point’te izlediğimiz gösteri. Genelde bizde, abartılı figürlere dayalı dans edildiği için Ney-Meriç çiftinin dansları, izleyenlerin bir kısmına hiç hitap etmemiştir diye düşünüyorum. Ben gösteri sonuna kadar yüzümde büyük bir tebessümle genelde dansın bütününü ama çoğu zaman tek başına Meriç’i izledim.
Bu gösterinin Meriç açısından oldukça faydalı olduğuna inanıyorum. Meriç, yıllardır eğitmenlik yapan, dansını çok beğendiğim bir eğitmen ve dansçı. Kendisiyle dans etmek büyük bir ayrıcalık. Ancak iyi dans ediyor olmak ve iyi eğitmek olmak piyasada iyi bir yer edinmek anlamına gelmiyor. İşin bir de pazarlama yönü var. Kendisi bu konuda çok yetersiz kalıyor. Kaç tane kadın dansçı bugüne kadar Meriç adını duymuştur merak ediyorum. Gidip Londra’da wokshoplar verirken bir yandan da İstanbul’da çok daha aktif çalışsa pistlerimizde bir sürü yüksek kalibrede kadın dansçılar dans ediyor olurdu. Umarım bundan sonra kendini biraz daha ortalara atar da tangoyu “kick-ganço-boleo” olarak görenler yavaş yavaş “adım-süsleme-duygu” üçlemesine dönüşürler.
Yarın milongaya en az yarım saat geç başlayacağımızı da duyurduğuma göre artık huzur içinde İspanyolca ödevimi yapmaya başlayabilriim. İyi günler Günlükcüm,
Güralp
|