YILDÖNÜMÜNÜN ARDINDAN - 2
22 Kasım 2011 Salı
Sevgili Günlük,
Milonga dönüşünde aklımdakileri tam olarak sana aktaramamıştım ama şimdi oldukça dinlenmiş olarak tekrar başına geçiyorum. Hem de çenem düşmüş olarak… Biraz sonra yazacaklarımdan başka bir bölüm daha yazmayı planlıyorum, haberin olsun.
Sanatçıların konserleri gibi bir şey bu milonga organize etme işi. Sahne yıldızları 2-3 saatlik konser için günlerce, haftalarca hazırlanırlar, konsantre olurlar, özel besinler alırlar. Çünkü sadece o kadar kısa bir süre için formlarının zirvelerinde olmaları gerekmektedir. Konserin ertesi günü onları tanımakta bile güçlük çekebilirsiniz. Çünkü bir gece önce vücutlarındaki son kalorileri bile milivoltlara çevirinceye kadar gayret etmişlerdir.
Bu kadar laftan sonra tam bir sahne yıldızı gibi olduğumu söylemek isterdim ama hiç de öyle değil. Dört saatlik milonga öncesi, her şeyi organize edebilmek için kırk gün stres yaşıyorum. Sonra milongada her an bir şeyler ters gidecekmiş gibi gergin bir şekilde koşturuyorum, sonra her şey yolunda gidince gevşiyorum ve gecenin sonunda eve biraz daha yaşlı biri olarak dönüyorum. Herkesin eve mutlu gittiğini bilmek, milonganın güzelliği hakkında sözler duymak gibi tatminleri olmasa yapılacak iş değil bu. Çünkü o bahsettim yıldızlar, bir konser sonunda Florida’da bir yazlık daha alabiliyorlar. Bense iyi bir milonga sonunda Karaköy’e gidip salaş balıkçıda güzel bir ziyafet çekiyorum. Bütün fark bu :) .
Düşünsene Günlükcüm, sadece tüketici sınıfından bir tangocu olsam ne kadar güzel olurdu. Feysbuktan gelen etkinlik davetlerini şöööyle bir gözden geçirip “yaa bu gece Point’in yıldönümüne mi gitsek acaba, milleti şöyle bir yoklayalım bakalım” dedikten sonra birkaç telefon görüşmesi yapıp, milonga sahibine telefon ederek “abicim bu akşam bize bi masa ayarlasana. Ya tam bilmiyorum 3 kişi de olabiriz 5 de… tamam işte bi masa ama şöyle güzel bi yerden olsun, pist kenarında falan. Bak en çok sevdiğimiz milonga orası. Bize kıyak yap artık” deyip işime bakardım (yani işsizliğime). Sonra da akşam olunca gidip mutlu mutlu dans edip evime dönerdim.
Hatta daha da güzel yanları var sadece dansçı olmanın. Beğenmediğin dansçının hocasına söylenebilirsin, beğendiğin hocanın her aktivitesini desteklersin vs vs… Oysa milongatör olunca bir sürü sorumluluk almak, herkese karşı olabildiğince eşit uzaklıkta olmak gerekiyor. Örneğin bir arkadaş birkaç gün önce feysbukta başka bir arkadaşının Pointte kutlayacağı doğumgünü davetine bir yorum yazıp “Güralp beni o pistte dans ettirmez, hatta dışarı atar” demiş. Herkesin pistten eşit şartlarda yararlanmasını sağlamaya çalışırken verdiğim izlenime bak. Ve acemi bir milongatör davranışı gösterip kendimi tutamadım, şöyle bir cevap yazdım: “Arkadaşın yorumunu okudum da... Bişeyler yazmam gerektiğini düşündüm. O yorumu okuyanlar Point pistini renksiz, ruhsuz, hareketsiz, devamlı ikaz edilme huzursuzluğu içinde dans edilen bir yer olarak düşünecekler. Bu düşünce kendi dans tarzlarına göre doğru olabilir. Ancak, Pointte dans edenler, pistte başkalarının haklarına saygılı, kendini ve partnerini çevresindekilerden koruma sıkıntısı yüzünden danstan haz alma sıkıntısı yaşamak istemeyen, kendi dansından emin dansçılar. En iyi dansçılar demiyorum, en sosyal dansçılar. Bu tanımlara uymayan dansçıları zaten onlar da benimsemiyorlar. Yani pist, artık benim değil sosyal dansçıların denetiminde. Ben onların sözcüsü konumundayım. Bu duruma uyan herkese pistimiz sonuna kadar açık”.
Perşembe akşamı Point’e gelenlerin sayısını, enerjileri, mutluluklarını, olaya katılımlarını ve verdikleri sonsuz desteği bir araya getirince doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Şunu da unutmamak lazım Sevgili Dostum: Pistler ve danslar tek tip olsaydı tangonun tadı kaçardı. Her milonganın farklı tatlarda ve farklı enerjilerde olması gerekiyor. Point, tango dünyası içinde kendine özgü bir tat olarak kalmaya devam edecek.
Ve yıldönümü milongası için kasıntı bir değerlendirme yapayım: El Beso halt etmiş !.. Gelsin de milonga nasıl olurmuş görsünler (Şşşşt… Bana bak Günlük, şurada kendi aramızda dalga geçiyoruz. Bırak da bu kadar gaza geleyim. Buenos Aires milongaları nerdeee biz nerdeyiz… Ciddiye alıp sağa-sola yetiştirirsen sayfalarını parça-pinçik ederim, ona göre).
Sevgiler,
Güralp
|