NADİR SİTESİ
2 Eylül 2011 Cuma
Sevgili Günlük,
1960’lı yılların sonları ve 70’li yılların başlangıcında İstanbullular için yazlık alma modası başlamıştı. Yazlık alma işi Ankara ve diğer illere daha sonra sıçradı. İşte o yıllardan itibaren her yıl okul tatillerimizi önce akrabalarımızın yanında, sonra da babamların aldığı yazlıkta, yani Yalova’da geçirdik. Yalova sahil şeridine onlarca yazlık site yapıldı. Ortaokuldan üniversiteyi bitirene kadar Yalova’daki Nadir Sitesinin tadını doyasıya çıkardık. Sonra Yalova “out”, Bodrum “in” olunca siteler hızla boşalıp daireler el değiştirdi. Daha sonra 17 Ağustos depreminde sitelerin bir kısmı yerle bir oldu. Kalan yazlıkçıların büyük bölümü de panik halinde siteleri terk etti. Artık sitelerin çoğu terk edilmiş beton bloklarına dönüşmüştü, bir kaç tanesi hariç. İşte halâ canlılığını koruyan sitelerden biri de Nadir Sitesiydi.
Bunca hikayeyi neden anlattığımı merak ediyorsundur Sevgili Dostum. Bayramın 2. günü Nadir’e gittim. Gördüğüm manzara göz yaşartıcıydı. Sitenin giriş kapısından sahile kadar her yer bayraklarla donatılmıştı. Bina duvarlarında devasa Atatürk posterleri, direkler arasında iplere dizili durumda yüzlerce Türk bayrağı dalgalanıyordu. Sahilde, sitenin en güzel yerinde yıllardır özenle temiz tutulan Atatürk büstünün önünde kocaman bir çelenk duruyordu. Bir gün önce Zafer Bayramının coşkuyla kutlandığını, şiirler okunup marşlar söylendiğini duyunca sitemizle bir kes daha gurur duydum. Nadir Sitesi, ordusunun bile teslim olduğu Türkiye’nin ampule yenik düşmeyen son Atatürkçü kalelerinden biri herhalde.
Böylesine motive bir durumda Point’e gelince o milonganın kötü geçme ihtimali zaten kalmıyor. Gelen herkes tatilde stresini atmış ve enerjisini depolamış bir şekilde piste çıkınca oldukça güzel bir milonga ortaya çıktı. Geleneksel pist polisliğine devam edip iki masaya “temiz pist” kartı koydum. Kötü dans ettikleri için değil, başkalarını tedirgin ettikleri için yeşil kart gördüler. Zaten organizatör olarak iyi dans – kötü dans ayrımı yapmak bana düşmez. Sadece herkesin milonga dönüşünde mutlu olmasını hedeflerim.Gelelim “Yeşil Kart” işine: Geçen hafta yeni bir fikir üretip “pist kirliliği yapan her kimse, Temiz Pist yazısını götürüp onun masasına koyayım. Dansı bitirip yerine döndüğünde belki durumu anlayıp bir sonraki danslarında gerekli sükuneti yakalarlar” demiştim. İşte bu hafta bunu ilk kez uyguladım ve uygulama hedefine ulaştı.
Bu arada anlatmam gereken bir olay daha var: Bir ara pistte oldukça dağınık dans eden kapri giymiş bir arkadaş gördüm. Kıyafeti ortama hiç uygun değildi ve ilk Point milongasından beri kaprili kimseyi piste çıkarmamaya özen göstermiştim. Gidip uygun bir şekilde o kıyafetle piste çıkmamasını rica ettim. Bir süre sonra gelip bu kuralı kimin koyduğunu, tangoda böyle bir şeyin olmadığını, saten gömlek giyerek bu işlerin yapılamayacağını, düzeni bozmuşsa müziği susturmam gerektiğini, gerekirse Point’e müşteri olarak gelip odaya 300 Euro verip kapri giyip orada yemek yiyebileceğini ve piste çıkıp dans edebileceğini, kendisini kimin durdurabileceğini vs vs saydı saydı saydı… Özetle bu kuralları kabul edenlerin milongaya geldiklerini, kabul etmeyenlerin ise gelmediklerini söyledim. Allahı var, küfür etmedi ama hır çıkarmak için elinden geleni yaptı. Başarılı olamayınca da partnerini alıp gitti.
Bu kadar güzel bir gecenin sonuna doğru şu keyif kaçırıcı abi olmasa, şimdi gayet mutlu ve huzurlu bir şekilde yatağa doğru gidecektim ama şimdi kafamda hep bu arkadaş var. Benzeri bir kabalığı tekrar yapmak üzere geldiğinde, milonga kurallarına uyması konusunda umarım benden çok tangocu arkadaşlar uyarırlar.
Biraz sükunet ve uyku lazım. İyi geceler Günlükcüm,
Güralp
|