THE END OF VAKIFTEPE
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Sevgili Günlük,
İte kaka sürdürdüğüm Vakıftepe milongasına sonunda noktayı koydum. Milonga başlamadan önce oradaki yetkili arkadaşla yaptığımız konuşmada artık orada milonga yapmayacağımızı kendisine bildirdim. En son, parkelerin yağmurdan etkilenmesi ve haftasonunda yerinden sökülüp kaldırılması gerginliğimi en üst noktaya getirdi. Zaten parasal açıdan bakıldığında, yapılmaması yapılmasından daha iyi olan bir etkinliği tangoculara sunmaya çalışmak fazla yıpratıcı geliyordu. Böylece biraz nefes alma şansım ortaya çıktı.
Sonlandırma işini daha önce yapmamı engelleyen tek şey tangocu arkadaşları böylesine güzel bir mekandan mahrum etmemekti. İstanbul’un en güzel boğaz manzaralı yerini sadece düğünlere terk etmek biraz zor bir karardı ama dün gece işim umduğumdan kolay oldu. Çünkü o muhteşem mekanda, dolunayda, esintide toplam 20 tangocu vardı. Talep olması için doğal güzellik yetmiyormuş diye düşünüp teselli bulmaya çalıştım. Ürünü satmak için sıkı pazarlama yapmak yetmedi demekki.
Bundan sonraki Açıkhava organizasyonum –şayet yaparsam- kesinlikle yarıaçık bir mekanda olacak. Çünkü bu yaz kadar yağışlı, bu yaz kadar stresli ve bu yaz kadar çabuk ihtiyarlatıcı bir yaz daha geçirmedim. Her haftabaşı bakalım bu Salı ne kadar yağmur yağacakmış diye bilinen bütün meteoroloji sitelerini incelemekten canım çıktı. Vakıftepe başlamadan önce zaten Nişantaşı Sokak Milongası ve Kanyon ile hava durumuna abone olmuştum. Vakıftepe, piste döşettiğim parke nedeniyle meteoroloji konusunda zirve yaptırttı.
Özetlemek gerekirse:
1- Vakıftepe yönetiminin 2010 yazındaki keyfi kararları ve uygulamaları,
2- Hava koşullarının genel olarak Açıkhava organizasyonlarının tadını kaçıracak seviyede uygunsuz devam etmesi ve
3- Tangoseverlerin Vakıftepe’ye yeteri kadar ilgi göstermemesi
nedenleriyle cumartesilere transfer olacağımız tarihleri bile beklemeden Vakıftepe Kır Milongalarını bitirdim.
Böylece ilk kez haftalık bir organizasyonu planlanan bitirme tarihinden çok önce sonlandırmış oluyorum. Bir çeşit mağlubiyet gibi bir duygu bu. Artık başka mekanlara bakmaktan başka çare yok. Bunu duyan olsa sanki şimdiye kadar bakmıyormuşum gibi düşünür...
Alkolsüz milongaya ne dersin Günlükcüm ?
Güralp
|