English

Günlük

« önceki

MARIANA MONTES

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Sevgili Günlük,

Hayal kırıklıkları haftası geride kaldı. Hava koşulları yüzünden Nişantaşı’nda yapılması planlanan geceyi iptal ettik. İptal kararı ile adeta üzerimden büyük bir yük kalkmış oldu. Önemli bir gelir kaybına uğrasam da ve onca gün, onca hafta bu işi ortaya çıkarmak için epeyce çalıştımsa da iptal edilmesiyle birlikte sanki geceyi gerçekleştirmiş ve başarılı olmuşuz gibi hissettim. 2010 yazı, beni hava şartlarına bağlı iş yapmaktan iyice nefret ettirdi. Ya bitmeyen yağmurlar ya da bu gece olduğu gibi yüksek oranda nem...

Bu gece Vakıftepe çok güzel oldu. Tam pist kapasitesi kadar kalabalık, yani 50 kişi Boğaziçi’nin gece güzelliğini kaçırmaya kıyamamıştı. Sevgili İrem Erez’in müzikleri ile geceyi herkes mutlu tamamladı diye düşünüyorum. Tek mutsuz olan bendim. Mutsuzluğum ne tangocularla, ne hava koşullarıyla ilgiliydi. Tesis yönetiminin tangoya yaklaşımı ticari olarak geçen yılkilere göre oldukça farklılaşmış durumda. Bunu dansçılara yansıtmadan sorunu geçmeye çalışıyorum. Açıkçası çok da dert etmiyorum. En kötü ihtimal Vakıftepe’yi yapmam, olur biter.

Geçen hafta pırıl pırıl döşettiğim parkeler, bu hafta oldukça kabarcıklar çıkarmış bir halde bizi bekliyordu. Dans etmeyi engellemiyordu ama ömrünün de oldukça kısa olacağı belliydi. Yağmurlu havalar devam ederse, tahminimce 2-3 hafta sonra ya başka bir çözüm üretmek gerekecek yada tekrar taş zeminde dans etmeye döneceğiz.

Geçen sefer sana anlatacağıma söz verdiğim Mariana Montes konusuna gelince: Festivalin son gecesi 1001 Direk Sarnıcında Arjantin Elçiliğinin bir yetkilisi ile bir süre sohbet ettikten sonra gözlerimi Mariana ablaya dikip en cazip bakışlarımı fırlattım. Benimle dans edeceğinin işaretini alınca yaklaştım ve “biraz sonra dans edelim, çünkü ben vals yapmaktan hoşlanmıyorum” dedim. “Tamam, tangoyu bekleriz” dedi. Ünümün Arjantin sınırlarını zorladığına artık emindim. Türkiye’nin sayılı dansçılarından birine nasıl “hayır, ya şimdi vals ya da avuçlarını yalarsın” diyebilirdi. Neyse, çok geçmeden valsler bitti ve tango başlayınca kalkıp dansımızı ettik.

Bu olayı belki de Marina abla gecenin sonunda Sebastian’a şöyle anlatmıştır: “Sebo, baksana… Bi adam gelip beni dansa kaldırdı ya, hani kır uzun saçlı, sürmeli falan tuhaf bi tipti. Sebastian sabırsızlanır ve “Uzatma da anlat yavrucum” der. Mariana devam eder. “Ya tamam Sebo, anlatıyoruz işte. Adam gidip bizim Marcelo ile dakikalarca konuşunca belki de bu herif önemli biridir ya da dans federasyonundan gelmiştir falan diye cabazeo yapıp dansına ok dedim. Kaba herif gelip vals yapmam, tango yapalım demesin mi… Sinirden çatladım ama bişey diyemedim” diye hikayeyi bitirmiş olabilir.

Mariana Montes konusu bitmedi ama uykum geldi bile. Gelecek sefer dansımızı, yakınımdaki kız arkadaşların “Nasıldı, benden iyi miydi bari” havasındaki sorularına verdiğim yanıtları ve bu konuya genel bakışımı anlatacağım.

Şimdilik iyi geceler Günlükcüm,

Güralp

« önceki
                Web Stat