English

Günlük

« önceki

Gel Vakıftepe geeel gel gel !...

25 Haziran 2010 Cuma

Sevgili Günlük,

Kanyon Milongası sonrasında hem keyif hem de yorgunluk nedeniyle oturup bir şeyler yazamadım. Artık çok merak ettiğini de sanmıyorum zaten. Sonuçta Kanyon bu, kesin iyi geçmiştir diye düşünüyorsun. Ve doğru tahmin. Oldukça kalabalık ve güzel bir milonga oldu. 400 civarında bir dansçı topluluğu, genişletilmiş pist ve bir sürü masa-sandalyeden oluşan oldukça güzel bir oturma düzeni bu yıla çok güzel bir görüntü verdi. Orkestra olmayınca podyum, aydınlatma, ses tesisatı gibi bir sürü ek çalışma yapmaya gerek kalmadı ve her zamankinden daha rahat bir milonga yaşadım. Belki de artık her şey otomatiğe bağlandığı için rahattım. Beş yıldır ne çok şey öğrendim Kanyon’da…

Taksim Anıtı’nın dibinde dans etme özlemimi olabildiğince kalabalık bir tangocu grubuyla birlikte gerçekleştirme planlarımı biliyorsun. Tam anlamıyla direkten döndük. Her şey ayarlandı, saatler kuruldu ve nefesler tutuldu. Belki de 150-200 çift Taksim’de buluşmak üzere söz verdi. Ancak PKK’nın hain saldırılarında verilen şehitlerin kanı kurumadan bu etkinliği yapmak hoş olmayacak diye bir süre erteledik. Üstüne bir de Halkalı’da yaşanan bombalı saldırının acısı eklenince iyi ki ertelemişiz diye düşündüm.

Etkinliği yazılı duyuru yapmadan duyurdum. Olabildiğince kulaktan kulağa yayılsın istedim. Her şey güzel gitmişti. Erteleme kararı verince bunu yine kulaktan kulağa duyurmak kolay olmayacaktı. Onun için mail gruplarına yazarak ve Facebook’u kullanarak herkese erişmeye çalıştım. Yirmiden fazla eğitmen arkadaşa SMS atıp öğrencilerine erteleme kararını iletmelerini rica ettim. Ama yine de haberi olmayanlar vardır diye Salı akşamı saat 20:20’de Taksim’e çıktım. Durum tam olarak şöyleydi: Bazı gerilim filmlerinde, filmin kahramanı birini öldürmesi için kiralık katil tutar ama olaylar öyle gelişir ki cinayetten vazgeçilmesine rağmen katile bunu haber veremezler. Kiralık katil güzel kadını öldürmek üzere harekete geçmiştir bile… Taksim Anıtı’nın çevresinde cinayet falan yoktu ama benzeri bir durum yaşıyordum. Bir sürü insan sağa sola yürüyor, bir kısmı olduğu yerde sohbet ediyordu. Tek veya kalabalık gruplarda sorun yoktu. Ya çift çift dolaşanlar tangocu muydu acaba ?.. Üstelik kimsenin kimseyi tanımıyormuş gibi davranması yönünde kesin talimat almışlardı.

Sonunda telefonum çaldı ve bir arkadaş etkinliğin iptal edilip edilmediğini sordu. İptal edildiğini söyledikten 15 saniye sonra kendileriyle yüzyüze konuşmaya başlamıştık bile. Arkasından bir çift daha tedirgin ifadeyle bize yanaştı. Benzeri bir konuşma ve sonra bir çift daha. Böylece toplam üç çift haricinde erteleme kararının herkese ulaştığı ortaya çıktı.

Bir de Gotan Project konseri konusu var. Onu gelecek sefer anlatırım. Çünkü bu sıralar Vakıftepe ve Latin gecesi işlerine boğulmuş durumdayım. Biraz yoğunum anlayacağın. Vakıftepe duyurusunu yeni gönderdim. Büyük ilgi topladı. Bakalım o gece orada kaç kişilik bir pist rekoru kırılacak.

Bu akşam Koreli tangocuların da Point’e gelmesiyle kaç ulusa ulaştık bilmiyorum. Festivalin “48 milletten katılımcılar geliyor” duyurusu gibi bir duyuru yapmaya kalkışsam sanırım şöyle demem gerekecekti: “Point’e gelen milletlerin sayısı Birleşmiş Milletlerin üye sayısıyla atbaşı gidiyor” !..

Bu akşamın diğer bir özelliği ise milonganın, TV’deki meşhur Aşk-ı Memnû dizisinin final bölümüyle çakışmasıydı. Görünüşe bakılırsa birçok tango eğitmeni ve 80’i aşkın dansçının bu diziyle hiçbir alakaları yokmuş ki gözlerini kırpmadan Point’e gelmeyi tercih etmişler. Tango aşkı diye buna derim 

Bu kadar yeter. Şimdi Salı günü başlayacak olan Vakıftepe’yi planlama zamanı, 10 Temmuzdaki Nişantaşı Latin Gecesinin detaylarını düşünme zamanı ve en önemlisi uyku zamanı. İyi geceler Günlükcüm,

Güralp

« önceki
                Web Stat