SATILIK RUHLAR
21 Mayıs 2010 Cuma
Sevgili Günlük,
Sokak milongası diye diye hızla yaşlanıyorum. Bundan sonra yeniden mayıs ayında açıkhava etkinliği düzenleyecek olursam lütfen bu yıl çektiklerimi bana hatırlat sevgili dostum. Hatırlat ki o yağmuru yağdırmamak için kaç kişiye dualar sipariş ettiğimi, teşekkür etmek için vereceğim çiçekleri gece rüyamın ortasında hatırlayıp kalkıp not aldığımı, sabahın dört buçuğunda şakır şakır yağmur sesiyle uyanıp bir daha uyuyamadığımı veya etkinliğe üç saat kala parkecinin telefonda “abi Bağcılar’da yağmur var, etkinlik iptal mi ?” diye sorduğunda hırıldama gibi bir sesle yarım saatte işe başlaması gerektiğini söylediğimi unutmayayım.
Neyseki bütün peri masallarının sonu mutlu bitiyor. Bizim Nişantaşı koşturması da aynı kurala uydu ve herkes için mutlu sonra bitti. Ben yaptığım işi bütünüyle sevdim. Katılımcılar bol bol dans edip gelip beni kutladılar. Ev sahibimiz Şişli Belediyesi ve destekçimiz Nişantaşım Derneği yöneticileri ayrı ayrı teşekkür ettiler. Şimdi herkes “bi daha… bi daha… “ diye tempo tutuyor. Bakalım tekrarı için yine 18 Mayıs 2011’i beklememiz gerekecek mi ?...
Bu tip etkinlikler sırasında birçok yeni arkadaş ediniyorum. İsimlerini maalesef unutsam da artık onlar benim dansçı dostlarım oluyorlar. Şimdi Facebook’un bu konuda oldukça yardımcı olduğunu fark ettim. Şayet milongalarda tanıştığım arkadaşlar facebook’ta da listeye ilave ediyorlarsa artık kolay kolay unutmuyorum.
Facebook dedim de.. Son günlerde Facebook’da takip ettiğim bir şey var. Borsa endeksi gibi. Keşke paramı ona yatırsaymışım diyorum. İki haftada neredeyse %25 artış kaydetti. Bahsettiğim şey Sebastian Arce’nin arkadaş sayısı. Her gün birkaç kez şöyle bir mesaj okuyorum: “Sebastian Arce, falanca ve 14 diğer kişiyle arkadaş oldu”. Maşallah yani. Son iki hafta içinde dört binin başlarından gelip 5000 kişi sınırına dayandı. Hatta bunu yazana kadar çoktan geçmiş olabilir bile.
Bu akşamki ankette cümlemiz şuydu: ”Şartlar öyle geliştiki önünüzde sadece iki seçenek kaldı. Hangi varlığınız için daha çok para talep ederdiniz ? Ruhunuz için mi yoksa bedenininiz için mi ?” diye sordum.
Doğal olarak beklenen sonuç “ruhumu daha pahalı satarım” diyenlerin oranının % 100 çıkmasıydı. Yine beklendiği gibi olmadı. Sonucu şöyle açıklayabiliriz: Tangocuların %36’sı sıkıştıkları anda ilk satacakları şeyin ruhlarını olduğunu söyledi. Yani her üç tangocudan birinin vücudu çok değerli, haberin olsun.
Bu akşamki milonga detaylarını vermiyorum, çok güzeldi yine. Ancak, şu uluslararası milonga olma geyiğinde hangi noktaya geldiğimizi anlatayım: Avusturya’da yaşayan Türk çiftin getirdiği Arjantin’li çiftten kadın olanı ile dans edip dans sonunda gerçek Arjantinli olmadığını, aslında Avusturya’lı olduğunu öğrendiğimde geçirdiğim şaşkınlık, Serçin’in Türk çiftin kadın olanıyla Avusturya Lisesinden sınıf arkadaşı çıktıkları anda geçirdikleri şaşkınlığın yanında minicik kaldı.
Bu kadar yeter. Yarın sokak milongası değerlendir toplantıları, çekilen fotografların siteye yüklenmesi gibi gıcık işlerim var...
İyi geceler Günlükcüm,
|