FEDA EDİLEBİLECEK TANGOCULAR
9 Nisan 2010 Cuma
Sevgili Günlük,
Uzun süredir Taksim Gezi Parkı’nın içinden geçmemiştim. Eskiden işe gidiş-geliş yolumken epeydir bu parka uğramadığımı fark edip birkaç gün önce Point Otel’deki toplantıya parktan geçerek gittim. Keşke caddeden gitseymişim. Gördüklerim hiç hoşuma gitmedi.
Doğal güzellik olarak söyleyecek bir şey yok. Her tarafı cıvıl cıvıl, yeşil tonları ve bol bol çiçek… Park oldukça kalabalık ve hareketli. Ancak gördüğüm insan kesiti biraz içimi kararttı. İster yalnız, ister çocuğu yada yanında biriyle gelmiş olsun, kadınların %90’ı turbanlı yada baş örtülüydü. Tabiki baş örtüsü dediğim bizim büyüklerimizin bağladığı masum bir tarzda bağlanmış olanlarından değil. Başı açık olanlar, neredeyse parmakla sayılacak kadar az sayıdaki üniversite öğrencilerinden oluşuyordu. İşte yeni Türkiye !..
Turban deyince yine aklıma geldi, Suriye’nin kadın devlet bakanı ne demiş: “Kadını turban değil, gözündeki ifade korur”. Buna ufak bir ilavem olacak: Yeterki kadınımıza yere değil, karşısındakinin gözüne bakabileceği özgüveni verebilelim.
Bu akşam milonga öncesi chacarera milli takımımızın kamp çalışması vardı. Yetenkli gençler bir araya gelince eğlence ve dans kalitesi yüksek oluyor. Milonga başlayana kadar gayet güzel zaman geçirdik. Arjantin’de bile bu dansa bu kadar zaman ayrılmamıştır. Olsun, bizi eğlendirecek herşeye kapımız açık. Tabi çalışmalar boşuna olmadı. Gecenin tam ortasında çalınan chacarerayı yapanların yarısı ilk kez milli olmanın gururunu yaşadı.
Gelelim ankete. Bence yine %80-20 bitmesi olası bir anket vardı ve soru şuydu:
Senin için bir şeyleri feda ettiyse, senin de feda edileceğin bir gün gelecektir. DOĞRU mu YANLIŞ mı ?
Kazanan tarafı bilsem de oranları tutturamadım. Doğru diyenler %60, yanlış diyenler %40 oldu. Yani ortalama her üç tangocudan ikisi vazgeçilmez olmadıklarını ve bir tercih sonucu geldikleri makamda, yine başka birinin tercih edileceği güne kadar kalabileceklerini biliyorlar. Güzel, bu tip olayları az hasarlı atlatabilmek için bunu baştan kabul etmişiz yani.
Milongayla ilgili yazacak pek bir şey yok. Güzel, yüksek enerjili falan, bunları biliyorsun. Ancak, İngiltere, Almanya ve Belçika’dan gelenlere ilaveten ilk kez bir Suriye’li dansçının geldiğini bilmiyorsun. Başka bilmediğin bir şey de geçen hafta tangoitu mail grubunda hemcinslerine sözel saldırı yapıldığını söyleyerek neredeyse birbirlerine silah çekecek iki kişi aynı milongadaydı. Ve bunlardan en azından birinin haberi yoktu. Biri meşhur Keltoşumuz Selim Gabay, diğeri ise İzmir’den ziyarete gelen Emine Akı. Ben koşuştururken tanıştılar mı bilmiyorum.
Bir de anons saatinde cumartesi yapılacak özel milongaları duyurmak dakikalar aldı. O kadar çok ki… Bakalım ben hangisine gideceğim ?.. Neredeyse 1 Mayıs’ta yapacağımız El Duelo Vol.IV duyurusu karambole gidecekti,
Bu kadar bilgi ve dedikodu sana yeter Dostum. İyi geceler,
Güralp
|