KAR, MAÇ VE TANGO
5 Şubat 2010 Cuma
Sevgili Günlük,
Daha önce benzeri şeyleri yazdığımı hatırlıyorum ama yine de yazmadan edemeyeceğim galiba. Dil yozlaşması öyle bir boyuta geldi ki artık her şey bana batmaya başladı. TV kanalları bir yanda, doğudan göç edenler diğer yanda. İngilizce’den devşirme kelimelere zaten takmış durumdayım. Buna bir de Kürtçemsi bir Türkçe ilave olunca duyduklarıma iyice katlanamaz hale geldim. Son günlerde yollarda en çok duyduğum şey şu: “Al, yağmura şemsiye, al yağmura şemsiye !..” 1-Şemsiye şubat ayının başında başka ne işe yarar acaba ?.. Elbette yağmur için satın alınıyor. 2- Baştaki “al” neyin nesi ? Zaten satıyorsan birisi alsın diye satıyorsun. Anlaşılan satıcı arkadaşların geldiği yerde her şey komutla yapılıyor. Yemek ye. Yat. Kalk. Vur. Şemsiye al. Git. Kesin emir var, git !..
Milonganın bu haftaki duyurusunu yazarken acaba geçen haftanın yüksek motivasyonu mu egemen olacak yoksa kötü hava ve Fenerbahçe maçının olumsuz etkisi mi olacak diye düşünmüştüm. Tüm etkenleri hissettik ama sonuç çok güzel oldu. Önce kar nedeniyle milonga oldukça sessiz sakindi. Hatta Serçin bile ortalarda yoktu. Sonra her zamanki başlangıç saatimizden itibaren bayan dansçılar gelmeye başladı. Her asansör açılışı yeni bayan dansçıları salona taşıyordu. Sonra maç bittiği için mi yoksa tesadüf mü bilmiyorum, gelenlerde erkek yoğunluğu arttı. Tam dengelenmesek de kalabalık içinde oldukça eğlenceli bir gece yaşadık.
Bu gece çok sayıda tanımadığım dansçıya ev sahipliği yaptık. Çeşitli okullarda tangoya başlayan dansçılar, genelde hocalarıyla birlikte ilk kez Point’e gelmişler. Birkaç haftadır benzeri manzaraları zevkle izliyorum. Tarafsız milonganın genele hitap etmesi konusunda geldiğimiz noktadan memnunum. Hocaların öğrencileri ile kendi milongalarına kapanmak yerine dışa açılmaları sonucunda, yetişmekte olan tangocuların daha kısa sürede pişeceği, daha kalıcı olacakları ve doğal olarak çevrelerindeki insanları da tangoya teşvik edecekleri konusundaki fikrimden iyice eminim.
Cumartesi Point'e gelenler içinde "nerede anklet sorumuz" diyen epey arkadaş olmuştu. Anlaşılan bu iş sevildi. Bu hafta anket yerine bir soru sormaya karar verdim .Doğru yanıt verenler arasından bir kişiye bir içki ikram edeceğimi söyleyerek soru kağıtlarını masalara dağıttım. Tam dokuz tane doğru yanıt kağıdı elime ulaştı. 2010 yılında İstanbul'dan başka hangikentlerin Avrupa kültür başkentleri olacağını sormuştum. Pecs ve Essen doğru yanıtı El Encuentro'dan Setenay'a bir içki kazandırdı. Gerçi kazananın masasında oturanlar teknoloji kullanıp Google erişerek doğru yanıtı buldular ama olsun. Bu konuda bir yasak getirmediğime göre söyleyecek birşey yok.
Geçen haftaki DJ düellosunun ardından yapılan yazışmalar ve sohbetler yaptığımız işin ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Geçen gece oturup başka doğru işler planlamak lazım demiştim ya... İşe hemen şeyle başlayabiliriz. Şey… Tamam Günlükcüm, teklifimiz bir kabul edilsin, sonra her şeyi yazacağıma söz veriyorum..
İyi geceler,
Güralp
|