KOŞUMLU DJ'LER (!)
2 Şubat 2010 Salı
Sevgili Günlük,
Cumartesi gecesinden bu yana yorgunluk atmak için değil, suların durulmasını beklemek için yazmadım. Önce milonga, sonra milonga ile ilgili tuhaf mailler, değişik görüşler. Ortalık biraz karışıktı. En iyisi ben kısaca olanları özetleyeyim, arada düşündüklerimi de ilave ederim Dostum. E, biraz dedikodu lazım tabi…
Hatırlarsan Perşembe akşamı çok güzel bir milonga yaşadık. Onun verdiği motivasyon ile DJ’lerin düellosu temalı milongaya daha bir sıkı hazırlanmamız gerekti. Eh, kimse işten kaçmıyor. Herkes elinden geldiğince konuya yoğunlaştı. Serçin bir yandan Yüksel ile bir araya gelip çalınacaklar-çalınmayacaklar, Hatıra CD’sinde neler olacak konularında konuşurken bir yandan da afiş, poster, CD etiketleri basımını halletti. Point Otel görevlileri benim tuhaf isteklerimi nasıl hazırlayacakları konusunda kafa patlattı. Bense Serçin’i, Yüksel’i ve Oteldekileri telefonla taciz edip “n’oldu n’oldu, hazır mıyız” diye kafa ütüledim. Yok efendim Arjantin mutfağından ne sunacaksınız, DJ’lerin hangisinin çaldığını gösterecek olan kırmızı ve mavi spotları temin ettiniz mi, iki tane projeksiyon aleti istiyoruuuuum, DJ’leri platform üstünde çaldıralım gibi standart dışı istek ve sorularımı oteldeki arkadaşlar hep güleryüzle yanıtladılar.
Tanıtım olarak TangoPoint’te yaptığım konuşmalar ve tangoturk mail gurubuna attığım maillere ek olarak bir de Facebook duyurusu yaptık. Eh hiç de fena değil diye düşünürken tangoitu mail gurubuna düşen bir mail ortalığı karıştırdı.. Hoca veya DJ diye bilinen bir moderatör arkadaş yazdığı mailde DJ düellosunu at yarışına, DJ’leri ise koşumları takılmış atlara benzetmiş. Yani Batman’da tangoyu linç edelim görüşünden çok da farklı olmayan bir görüş ortaya atmış. Üstelik Batman’dan gelen ses bırak tangoyu, bu yüzyılla ilgisi olmayan karanlık birinin sesi, buradan gelen ses ise tangocu, milongacı, DJ, öğretim görevlisi vs vs bir tanıdığın sesi.
Okuduğum anda bir şeyler yazmak istedim ama konuyu abartabilirim diye vazgeçtim. Mail guruplarında başta beygirler.. ah pardon, DJ’ler Yüksel ve Serçin tarafından olmak üzere hemen gereken cevaplar verilmeye başlandı. Konu dallandı budaklandı. Kenan bey yok öyle değil böyle dedim, hatta biraz abartmışım falan dediyse de laf ağızdan çıkmış oldu. Daha sonra gece çok hoş geçip, gelen arkadaşlar mutluluklarını internet ortamına aktarınca güzel bir koro oluştu. İşte bütün hikaye bu.
Düelloda beklendiği gibi DJ’lerin performansı üst düzeydeydi. Dans etmeye gelen arkadaşlar müziğe öyle bir konsantre olmuşlardı ki her masada benzeri şeyler konuşuluyordu. Bol bol “Şu şöyle çaldı, bu daha bişey...” gibi karşılaştırmalar yapıldı. Anlayacağın hedefe ulaştık Sevgili Dostum. Gelenler tango camiamıza bir mesaj daha verdiler: Aynı gece kaç milonga olursa olsun, iyi ürün talep görür. Çokluğu protesto edip içine kapanmak değil, bolluğu destekleyip mutlu olduğun milongaya gideceksin. Bir festivalde yüzlerce dansçı bir piste sığışmaya çalışıyor. O dansçıların yarısı milongalara devamlı gitse, kimisine 20 kimisine 120 ama sonuçta her milonga ağzına kadar dolu geçer.
Atalarımızın bazı ayıp lafları da var. Örneğin “gönülsüz sevişmenin çocuğu olmaz” demişler. Doğru… Zoraki iş yapınca tatsız oluyor. Şu anda ibrem gönüllülükten ve zevkten yana. Yani şimdi tam koşturma zamanı. Düello bitti, sular berraklaştı, yeni projeler düşünülmeye başlandı bile. Hatta düşünmeyi de geçtim, bugün ilk toplantılarını yaptık. Motivasyon yüksekken böyle şeylerle ilgilenmek lazım.
Sen uyu Günlükcüm. Ben biraz daha çalışayım.
İyi geceler,
Güralp
|