English

Günlük

« önceki

TANGOCULAR = BİLİNÇLİ TÜKETİCİLER

15 Ocak 2010 Cuma

Sevgili Günlük,

Şöyle bir soruyla karşı karşıya kalsam ne derdim acaba: Saçımı kestirmek için kaç para isterim ? Veya şöyle diyelim: Saçınızı 3 numaraya vurdurmak ister miydiniz ? Yoksa “asla” diyorsanız bundan vazgeçmeniz için fiyatınız nedir ? Bir varsayım değil, gerçek bir konudan bahsediyorum Günlükcüm. Geçenlerde yaptığım bir görüşmeye kadar hiç böyle bir şey düşünmemiştim. Kendi adıma konuşmam gerekirse saçlarımı çoktan eski boyuna getirirdim ama yakın çevremden gelen itirazlar nedeniyle bu halini korumaya devam ediyorum. İki yıla yakın bir süredir lepiska saçlarla ortalarda dolaşmaktan çoktan sıkılmış durumdayım. Hem dökülmesi hem de bakım zorluğu, beni yine kısa saça dönmeye zorluyor ama bir nedenle kısa saçlı olmam gerekebileceği konuşulduğunda ne yapacağımı bilemiyorum. Tıpkı geçen gün olduğu gibi… Bir reklam filminde canlandırmam düşünülen karaktere, yani Pierre Cardin’e benzemem için saçlarımı kestirmem gerektiği söylendi. Yani seçilirsem saçlar gidecek. Saçlarını kestirmenin bedeli nedir diye sorduklarında algılamam şu şekilde oldu sanırım: Çevrendekilerin isteklerini veya tercihlerini kaça satarsın ? Aynen böyle. Tipimi değiştirmek için fiyatımın ne olduğu değil, çevremde beni böyle görmek isteyenlerin görüşlerini önemsememenin fiyatını sormuşlar gibi geldi bana.

Sonuçta ne mi oldu ? Yurtdışından bir aday, canlandırılacak karaktere ikiz kardeşi kadar benzediği için seçilmiş ve benim saçlar kurtulmuş. Daha doğrusu çevremdekilerin isteklerine bir fiyat biçme şansım kalmadı da diyebiliriz.

Reklam sektöründekiler bu kadar profesyonel bir şekilde çalışırken şimdi bir de çok yakınımdaki birinin yaptığı amatörlükten bahsedeyim.

Milongalarda yaptığım çekilişlerde dağıtılan ikramiyeler, genelde üretici şahısların ya da kuruluşların ürün veya hizmetlerini hediye etmesi sayesinde dağıtılabiliyor. Yani milonga geliriyle konaklamalar, masajlar, dans ayakkabıları dağıtmak olası değil. Duyurular, konuşmalar, web sitesindeki haberler vs gibi reklamlar karşılığı ve daha ötesi iyi niyetle yapılır bu tip çalışmalar.

Ali Usta dans ayakkabısı üretmekte oldukça başarılı bir usta. Yıllardır yaptırdığım ayakkabıların hiç birinden en ufak bir şikayetim olmadı. Bu güvenle onu piyasada biraz daha önce çıkarabilmek için elimden geldiğince girişimde bulundum. Pazarlama konusunda biraz yardımla işlerini hızla büyütebileceğini düşünüyordum. Tüm yardım çabalarıma itiraz etti. “Gayet doğal, düzenini bozmak istemeyebilir” diye düşünsem de ürünlerini daha çok sayıda dansçının kullanmasını istemekten vazgeçmedim. Yılbaşı milongası için tombala çekilişinde verilmek üzere bir çift erkek dans ayakkabısı hediye edip edemeyeceğini sordum. “Veririm tabi” dedi.

Duyurular yapıldı, sitelere yazılar konuldu. Ve bir süre sonra Ali Usta’dan bir telefon geldi. “Güralp bey, o ayakkabının parasını kim verecek ?” diye bir soru. Şaşırtıcı. “Hediyenin parası mı olur Ali Usta” dedim. İlk telefon konuşmasını yaptığımız sırada kafasının karışık olduğunu ve bu ayakkabıyı parasız yapmayacağını söyledi. İşte biz buna amatörlük diyoruz. Ya ilk konuşmada taahhüt etmeyeceksin ya da verdiğin sözde duracaksın. Bundan sonraki duyurularımda Ali Usta adını pek göremeyeceğiz gibi geliyor. Günlükcüm, öte yandan bir sonraki ayakkabını kime yaptıracaksın dersen yanıtım yine Ali Usta olacak, o ayrı.

Geçen haftaki anketin geceye renk kattığını görünce bu akşam bir anket daha yaptım. Anket konusu olan cümle bu kez şöyleydi:

“Tango için harcadığım parayı bir üniversite veya yüksek lisans programına yatırsam ruhumu şimdiki kadar tatmin edemezdim.”

Anket kağıtlarını milongaya ilk gelen 35 tangocu arkadaşa dağıttım. Biraz geç gelen bir-iki arkadaş "ee.. anket nerde" diye sorduğuna göre anket işini bir alışkanlık haline getirirsek bundan sonra katılmak isteyenler daha erken gelmek zorunda kalacaklar. Ankete katılanlardan, biraz önce yazdığım cümleye “katılıyorum” ya da “katılmıyorum” şıklarından birinin işaretlemelerini istedim. Sonuçta %91.5 “Katılıyorum” sonucu çıktı. Yani geçen hafta ruhlarının arızalı olduğunu kabul eden tangocu arkadaşlar bu hafta tam olarak bilinçli tüketici olduklarını ortaya koymuş oldular. Bu kadar parayı oraya mı buraya mı harcasam değil, ruhumun beslenmek için tangoya ihtiyacı var diyen bilinçli insanlar oldukları kesinleşti.

Bu haftaki milonga, soğuk havadan mıdır nedir, biraz düşük enerjili dediğimiz cinsten bir milongaydı. Her hafta aynı enerjiyi yakalamak biraz zor tabi. Geçen haftanın üstüne aynı seviyeye çıkamamak gayet normal karşılanmalı. Her haftaki 60 dansçı sayısını her durumda geçmek güzel bir şey. Hele ki ayda bir düzenlenen canlı müzikli bir milonganın olduğu gece aynı sayıda dansçıya ev sahipliği yapmak çok hoş....

Yarından itibaren oturup 30 Ocakta yapacağımız özel milonga konusunda çalışmalara başlamak gerekiyor. Çünkü gerçekten özel bir gece olacak. Hem iki ayrı akımı temsil eden DJ’lerin düellosu hem de geceye internet üstünden yayın yapan radyo kanalıyla katılacak üçüncü bir DJ’in geceye nasıl bir enerji ve renk katacaklarını merak ediyor, şimdiden heyecan duyuyorum. Anlayacağın 30 Ocakta Point’de yine bir “ilk” yaşayacağız Günlükcüm.

Şimdi dinlenme zamanı. İyi geceler sevgili dostum,

Güralp

« önceki
                Web Stat