YAŞLILIK KORKUSU
20 Kasım 2009 Cuma
Sevgili Günlük,
İlkokul arkadaşlarımla zaman zaman bir araya gelip eski anıları canlandırdığımızı, hatta hala aynı coşkuyla çocukluğumuzu yeniden yaşadığımızı daha önce yazmıştım. 2009 yılının en büyük buluşmasını yapma kararını verdiğimiz sıralarda, yani geçen hafta bir arkadaşımız babasını kaybetti. Kimimiz telefonla, kimimiz ziyaret ederek, kimimizse mail grubumuza mesaj göndererek taziyelerimizi ilettik. Bugün o arkadaşımızdan taziyeler için bir teşekkür maili ve o maile başka bir arkadaştan yanıt geldi. O kadar hoşuma gitti ve o kadar duygulandım ki noktasına virgülüne dokunmadan buraya kopyalıyorum:
Sevgili Arkadaslarim,
Ilginize ve iyi dileklerinize cok tesekkur ederim.
Babam 96 yasina kadar son gunleri haric saglikli ve akli basinda yasadi. Simdi farkina variyorum ki ben onu, duymayan kulaklariyla, sonsuza kadar yasayacakmis saniyordum. Oldugunde once sasirdim, sonra uzuldum.
26 yasinda evlenene kadar her sabah kahvaltimi ekmeklerimi lokmalayarak, mevsim meyvalarini dilimleyerek, cayimin sekerini karistirarak hazirlardi. Seyahat etmeyi cok severdi ve butun cocuklugum ve gencligim boyunca cok keyifli seyahatler yaptik. Bizsiz yaptigi is gezilerinde muthis fotograflar ceker, donunce evde emektar projeksiyon makinasiyla bizlere gorsel ziyafet cekerdi. Son senelerde anneme ihtiyarlik huysuzluklari yapardi, cok kizardim o zamanlar. Ben bebekken evde cekilmis bir fotogrfta sehpa ustunde Cumhuriyet gazetesi gozukuyor, halen evlerine Cumhuriyet alinir. Yemek kitabi dahil eline gecen her seyi okurdu.
Uzun yillardir kulaklari cok agir isitiyor olmasina ragmen iki sene oncesine kadar her Cumartesi sabahi senfoni orkestrasi konserlerine gitti.
Bir tek bilgisayar kullanmayi ogrenemedi, internete giremedi ve bundan dolayi kendini cok ayipladi.
Simdiden ozluyorum Babami.
Hepinize cok sevgiler,
Bu kadar mı güzel anlatılır… Babam aklıma geldi ve gözlerim doldu. Diğer arkadaşın bu maile gönderdiği yanıt ise dolan yaşları taşırdı:
Sevgili Arkadasim,
Ne guzel ifade etmissin, ozellikle sonsuza kadar yasayacakmis sanmak...
Annem 79, demansi var ve kulaklari duymuyor.
Babam 89, kafa calisiyor gozleri %5 goruyor
(gazeteyi tavana dogru tutup 10 cm mesafeden okur).
60 yil sonra ideal cift olmayi basardilar;
gormeyen erkek - duymayan kadin...
Annem onu camlarda bekler oldu.
Babam disardan geldiginde annemi oper oldu.
hayatim boyunca az konuda anlasabildigim bu ideal ciften herhangi birinin kaybinda belki de panikleyecegim, boyle hissediyorum.
Her olum erken olum, giden icin olmasa da kalan icin.
Sevgiler sabirlar
Keşke duygularımı ve düşüncelerimi bu arkadaşlar kadar güzel ifade edebilseydim. Zaten son maili yazan arkadaşın İngilizce yazdığı şiirlerle kazandığı uluslararası ödülleri var. Elin İngilizi boşuna vermiyor o ödülleri...
Yaşlılık konularını düşününce tek şey diliyorum: Sağlıklı yaşlanmak ve kimseye muhtaç olmadan ölüp gitmek. Yoksa durum kötü. Geçen haftaki gribal durumu genç bünyem (!) hemen atlattı. İlerleyen yıllarda n’olur bilemem. Şimdilik sağlıklı kalabilmek için kullandığım şeyler bol meyve, arada vitamin hapları ve tango.
Tango demesem bu geceki milongayı özetlemek aklıma gelmeyecekti galiba. Kısaca tariflemek gerekirse oldukça sıradan bir milongaydı. Salonun büyük bir yemek sonrasında yine son dakikada milongaya hazır hale getirildiği, karanlık tandası ve salsası, gelen herkesin dans etmekten yorgun düştüğü, çıkarken mutlu mutlu teşekkür ettiği vs vs sıradan bir Point milongası işte.
Gelen yabancı dansçılardan bir Alman çift geceyi şöyle özetlediler: Wonderfull, wonderfull. Şimdi düşünüyorum da… Acaba aslında bir kez wonderfull demek istediler ama garanti olsun diye mi iki kez söylediler, bilemedim. Türk milletinin bir hastalığı vardır, bilirsin. Yabancıya anlatacağımız şeyi, mesela yol tarifini avaz avaz bağırarak ve tek tek kelimelerle anlatmaya çalışırız. Adam sağır değil kardeşim, Türkçe bilmiyor. Belki bizim Almanlar da benzeri bir muamele çektiler bana.
Bu gecelik bu kadar yeterli. Yarın için enerji toplama seansına geçiyorum.
İyi geceler Dostum.
Güralp
|