English

Günlük

« önceki

VT'Yİ SEL ALDI...

11 Eylül 2009 Cuma

Sevgili Günlük,

Günlerdir yağmur konusu hayatımızın baş köşesine oturdu kaldı. Önce yağdı-yağacak konuları, sonra seller ve kayıplar, arkasından da ikinci dalga yağışlar geliyor endişeleri. Yağmur deyince ilk aklıma gelen “bu hafta Vakıftepe milongasını yapabilir miyiz” sorusu oluyordu. Bu kez yağış öyle bir yoğun geldi ki düşünmeye bile fırsat vermedi. Hatta biraz daha ileri gidip sadece bu haftaki değil gelecek haftaki Vakıftepe’yi iptal edip sezonu kapattık.

Dün Marmaris’deki oğlumla konuşurken hava nasıl diye sordum. Güneşli dedi. “Şöyle bir havaya baktım da, aslında etraf çepeçevre bulutlu ama bizim tepemizdeki mavi bölümde güneş pırıl pırıl parlıyor” dedi. İşte tam olarak hayatın özetin bu. Etrafta ne kadar felaket olduğunu hiç fark etmeden yaşıyoruz. Ta ki bizim de tepemize kara bulutlar gelip güneşimizi engelleyinceye kadar. Ortalık karardığı anda sanki bütün dünya aynı karanlığı yaşıyormuş gibi bir havaya giriyoruz.

Bu durumun biraz farklı bir versiyonu da şöyle oluyor: Gökyüzü masmaviyken tepedeki tek bir bulut kümesi gelip bize gölge yapıyor. Tüm çevre pırıl pırılken biz karanlıkta kaldık diye ne kadar şanssız olduğumuzu düşünüyoruz. Bütün bunlardan nasıl bir ders çıkarabiliriz diye düşünüyorum, vazgeçiyorum. Benim işim felsefe değil. Konuyu sulandıracak iki farklı ders aklıma geliyor:

1- Her sabah Havayı Koklayan Adam’ı dinlemeden sokağa çıkmayın.

2- Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun.

Point’in havası her hafta farklı oluyor. İstanbul’un bir poyrazdan bir lodostan esen değişken rüzgarları gibi bu hafta da farklı bir dansçı kadrosu geldi. Zaten son zamanlarda her hafta sürekli gelen dansçı oranı %20’nin altına indi. Kalan %80 her hafta farklı dansçılardan oluşuyor. İyi de oluyor, hepsi her hafta gelmeye kalkışsa ne pist yeter ne oturacak yer...

Bu haftaki en büyük değişikliği DJ konusunda yaşadık. Sevgili Serçin’in tatilde olduğu ikinci Perşembe müziklerimizi Utku Küley yaptı. Bir yandan bilgisayar, bir tandan pikap derken hoş bir görüntü ortaya çıktı. Serçin'in kendisi Bodrum'da ama anladığım kadarıyla kalbi Point'deydi. Telefonla genel görünüm hakkında birazcık birşeyler anlattım ve merakını giderdim. Öte yandan milongamızı uluslararası yapan bu haftaki yabancılarımız ikişer tane Arjantinli ve İtalyan erkek dansçılardan oluşuyordu. Nasıl olduysa hiç yabancı kadın dansçı yoktu. Yani ben fark etmemiş olabilir miyim bilmem...

Sevgili Dostum, haftaya yine Serçin’li, chacareralı, salsalı, karanlık tandalı bir milongada görüşmek üzere diye konuyu noktalıyorum.

İyi geceler, sevgiler,

Güralp

« önceki
                Web Stat