POŞU VE ZIBIN
19 Mart 2008 Çarşamba
Sevgili Günlük,
Salı akşamlarını tango yaparak geçirmek istediğimde kendimi La Cuparsita’ya attığımı biliyorsun. Bu gece de öyle yaptım. Poşumu bağlayıp milongaya gittim. Artık poşu ve Arap erkelerinin giydiği etek görünümlü zıbın denen kıyafet gibi şeyler giyinmeye karar verdim. Neden mi ? Çünkü AKP’nin kapatılma isteğiyle mahkemeye verilmesi Tayyip efendinin ciddi şekilde işine yarayacak gibi geliyor. Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya kendiliğinden karaya oturmak üzere olan hükümet gemisini yüzdürmek için bir destek vermiş oldu sanki. Sistem zaten iflas etmek üzereydi. Bu operasyonu ya işler bu raddeye gelmeden çok önce ya da önümüzdeki belediye seçimleri öncesinde yapsa daha iyi olurdu bence. Yani bunlar sonunda yine AKP’ye oy olarak dönecek gibi geliyor bana. Sonuçta artık zıbın, poşu, çarşaf, peçe gibi kelimeler günlük hayatımıza çıkmamak üzere girebilir diye antrenman yapmaya başladım.
Çanakkale Zaferinin 93. yıldönümünde konuştuğumuz konulara bakar mısın Sevgili Dostum. Atatürk Türkiye'sinde hep ileri gideceğiz derken nerelere geldik. Çocuklarımın doğduğu yıllarda şimdilerde yaşadığımız yıllar bilim kurgu filmlerine konu olurdu. Uzay çağı senaryolarından oluşan filmleri izlerken acaba bunları görecek miyiz diye düşünürdük. Meğer yaşayacaklarımız zaten bundan 1500 yıl önce de yaşanıyormuş ve oraya geri dönecekmişiz. Yani merak edilecek hiçbir şey yokmuş...
Bu Perşembe TangoPoint oldukça renkli geçecek gibi görünüyor. Salonun yarısı şimdiden rezerve edilmiş durumda. Bu rezervasyonun bir kısmı Süer Hoca ve Almanya’dan getireceği tangoculardan oluşuyor. Bir de normal şartlarda her hafta gelen nüfusu hesaba katınca Point’in altın haftalarındaki görüntüsüne kavuşacağını düşünüyorum. Bildiğin gibi Altın haftalar dediğim dönem, bir çok hocanın değişik nedenlerle Point’e gelmemeye ve öğrencilerine yasaklamaya başlamasından önceki dönemler anlamına geliyor. Düşünsene sevgili Günlükcüm, bir tarafta dünyanın çeşitli yerlerinden bir sürü tangocu TangoPoint’e başkalarından methini duyduğu için gelirken veya daha önce gelip çok beğendikleri için tekrar gelenler varken İstanbul’daki birçok tangocunun böyle bir organizasyondan haberi bile yok. Bu yarayı yine kaşımayayım.
Dun tangoturk mail grubuna düşen bir mail ilgimi çekti. Mimoza’nın işletmecisi Tangoturkey ailesi ile yollarını ayırmış. Bakalım Mimoza’da kim hangi organizasyonları yapmaya başlayacak ve tekrar orada dans etme şansına kavuşacak mıyım, merak ediyorum. Bu da ayrı bir yara, malum… Sade suya dansçı olsam bu yaralardan uzak bir şekilde yaşardım. Organizasyon işlerine kalkıştığım için çok pişmanım ama şimdilik yaptığım işlerden de vazgeçmeyi düşünmüyorum. Aslında her yeri yara bereli şeylerden hiç haz duymam ama kimsenin bana yap demediği ama kendi kendime yüklendiğim bir misyonum olduğuna inanıyorum. Zaten pek yakında bu misyon yeni ürünlerini ortaya çıkacak.
İyi geceler Günlükcüm. Perşembe gecesi milongadan sonra yine başına oturmak üzere seni kapatıyorum.
Güralp
|