GEÇ GELEN DANSÇILAR
22 Şubat 2008 Cuma
Sevgili Günlük,
Senin başına gelmesi mümkün değil ama bizlerin hayatta zaman zaman ciddi bir konuda karar vermesi gerekiyor. Hayatımızın geri kalan kısmının nasıl geçeceği sadece bu karara bağlı. Deliler gibi konsantre olup bir seçeneği işaretleyerek yolumuza devam ediyoruz. Yıllar sonra bakıp "şurada doğru, şurada yanlış bir karar vermişim" diyebiliyoruz. Örneğin benim için erken yaşta evlenmek doğru bir kararmış. Şimdi evlilikten mezun, mutlu bir milongatör olmam tesadüf olamaz. Bunun yanında bir de son derece önemsiz gibi görünen ama zaman geçtikçe önem kazanan şeylerle de karşılaşabiliyoruz. Bütün bunları neden düşündüm bak: Birlikte eğitim verdiğimiz bir arkadaşın listelemesine göre önümüze çıkan yeni bir şeye karşı tutunduğumuz tavır veya bir hobi edinirken geçirdiğimiz evreler şöyleymiş:
Farkındalık
Edinme
Benimseme
Kabullenme
İçselleştirme
Sahiplenme
Kendini adama
Örneğin, tangoya başlamadan önce böyle bir hobinin farkındaydım. Sonra ben de yapmalıyım dedim ve ders almaya başladım. Ders alma işi benim için edinme anlamına gelmişti. Ve daha sonra biraz önce yazdığım her adımdan geçerek sahiplenmeye kadar geldim. Bundan sonra bu işe kendimi adadığım anda beni unut ve kendine yeni bir sahip bul Sevgili Dostum. Çünkü bu kadarıyla bile tango hayatımı büyük oranda bloke etti. Daha fazlasını düşünemiyorum. Yoksa kendimi tangoya mı adadım ?...
Her hafta Point’e Serçin gelmeden önce epey dansçı gelmiş olur(du). Yani erken dansçılardan bahsediyorum. Onlar gelirler ve sohbete, hatta bazen benim playere yerleştirdiğim CD eşliğinde dans etmeye bile başlarlar(dı). Parantez eklerinden anlaşılacağı gibi bu kez öyle olmadı. Serçin salona girdiğinde sadece iki kişi vardı. Sonra o teknik hazırlıklarını yaptı, ses testlerini bitirdi müziği başlattı. O arada gelen 2-3 kişi kimse yok diye gitti. Sonra giden bir kişi daha gördüm. Saat 22:00 sularında gelen tangocu sayısı 4 olmuştu. Nedense bu akşam kimse bizi sevmiyor diye düşündüğüm sırada asansör işlemeye başladı. Kapının her açılışında birbirinden hoş insanlar, birbirinden güzel bayanlar salona girmeye başladılar. Müge, Gamze gibi epeydir görmediğim arkadaşlardan başka milongayı boykot eden bazı hocaların birkaç öğrencisinin de ilk kez gelmesi geceyi daha bir renkli hale getirdi.
Yeni tangocu arkadaşlardan biri gelip “hocam artık her hafta buradayız, seni destekliyoruz” dedi. “Aman, böyle şeyler söylemeyin. Birincisi, ben hoca değilim, olmaya niyetim de yok. İkincisi ise burası destekle değil, sevgiyle işleyen bir müessese. Buraya gelen herkes önce kendini, sonra çevresindekileri, sonra tangoyu ve son olarak da Point’in ambiansını sevdikleri için gelirler. Bu saydıklarımdan birkaçını ya da tamamını sevdiğiniz sürece burada yeriniz hazır” dedim.
Şimdi oturup bir olasılık hesabı yapayım diyorum. Acaba bugün itibarıyla İstanbul'da tango dünyasına girmiş, birkaç aydır ders almaya başlamış ve hala TanoPoint'den haberdar olmayan kaç tane dansçı vardır ? Bunu yaptıktan sonra ikinci etaba geçiyorum: Bu "bi-haber dansçıları nasıl bilgilendiririz" sorusunun yanıtını bulayım. Ya da böyle şeylere kafa yormayıp yatayım. İyi geceler dostum,
Güralp
|