NIPPON'DAN GELİYORUM
3 Şubat 2008 Pazar
Nippon Otel’de ilk kez bir düello gerçekleşti. Bir yanda Kızıl DJ lakaplı Serçin, diğer yanda CD’lerin büyücüsü Aykut. Biri bilgisayarının başında, diğeri CD’lerinin içine gömülmüş şekilde milonga başlarken ne çalacağız, neler yapacağız diye sert sert birbirlerine bakıyorlardı. Her an kan dökülebilirdi. Bir milonga başlamadan bitebilir, benim de milongatörlük kariyerim burada noktalanabilirdi. Saat 21:30 civarında heyecan doruk noktasına ulaştı. Artık nefesler tutulmuş, gözler mixer başında birbirlerine kanlı gözlerle bakan iki acımasız DJ’e dönmüştü.
Sevgili Günlük,
Günün birinde “Bir Milongatörün Anıları” diye bir kitap yazarsam dünkü Nippon Milongasından yukarıdaki şekilde bahsetmeyi düşünüyorum. Maksat abartmak olsun, gerçekleri yazmak ilgi çekmeyebilir çünkü. İşin aslı, milongadan bir gece önce saat 02:00 sularında Serçin hala bilgisayarının başında, milonga için bir afiş hazırlamaktaydı. Bense Aykut’un CD’lerini çalacağı çift CD çalarlı profesyonel bir sistemi henüz otele iletememiş olmanın huzursuzluğunu yaşıyordum. Kısa bir sohbetten sonra Serçin işine döndü. Tam bir saat sonra Serçin’in bitirdiği poster çalışması milongator.com ana sayfasına yüklenmişti bile.
Cumartesi bütün gün koşturma içinde geçti. Biz sevgili Bükre’nin bir tanıdığından ayarladığı CD çaları korku filmi setini andırır bir yerdeki depodan alıp Nippon’a iletmeye çalışırken, Serçin Aykut’la baş başa verip hediye edilecek CD’de hangi parçalar olmalı, hangi sırada vermeli gibi şeyleri görüşüyorlardı. Sonra parçaların CD’ye aktarılması, CD’nin iç ve dış kapaklarının tasarlanması yapıldı. Son olarak Serçin bir baskı evine gidip CD kapaklarını ve afişleri baskıdan aldı ve eve döndü. Baskı işlemlerinin yapıldığı sıralarda Nippon’daki A katında milonga yerleşimi ile ilgili henüz hiçbir çalışma yapılmamıştı. Bir saatlik sıkı bir çaba sonucunda salon misafirlerini ağırlamaya hazır hale getirildi.
Ve mutlu son… Nefis bir geceydi bence. Tam hayal ettiğim gibi oldu. Gelenlerin çok büyük bir kısmı fazla oturma şansı bulamadı. DJ’ler ne çalacaklarına o anda pistin durumuna göre ve kafalarına estiği şekilde karar veriyorlardı. Anladığım kadarıyla geceden en çok DJ’ler zevk aldılar. Gece yarısını az geçe çekiliş yapıp üç şanslı kişiye sadece o milonga için hazırlanmış özel CD’lerimizi hediye ettik. Keşke bu güzel gecede başka arkadaşlarımızı da görebilseydik diye düşündüm.
DJ’lerin düello yapması fikri oldukça başarılı sonuç verdi. Şimdi birisi çıkıp “efendim, Arjantin’de hiç böyle şeyler yapılmıyor. Nerden çıktı milongada DJ düellosu…” diyebilir. Olsun.. Biz yaptık oldu. Hem de çok güzel oldu. Ben şimdiden kafamda yeni düellolar tasarlamaya başladım bile. Üstelik bu kez tarzları birbirinden olabildiğince farklı DJ’leri bir araya getirmeyi düşlüyorum.
İşte böyle Günlükcüm. Gecenin sonunda bir de Bambi’de karın doyurma seansı yapınca sana bunları anlatma işim Pazar gününe kaldı. Şimdi dinlenme ve dün gecenin hazzını yaşama zamanı.
İyi günler dostum,
Güralp
|